siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mart 2011 Çarşamba

Özgürlük Bu Yazıyı Uğraşsız Okuyabilmektir.







Demokrasi ve özgürlük;
Bi-zati barınamadığı yerlerde en çok kullanılan iki kelimedir. Keza zaten demokrasi varsa özgürlük varsa neden sürekli var diyesin değil mi. Zaten vardır ve işliyordur.

Kendilerine lider bakan vs. sıfatları verilmiş çevreler ağızlarında demokrasi lafını çiğneye dursunlar, bu kelimenin anlamını bilmezden geldikleri ya da aralarındaki atışmalara malzeme olarak kullanmaktan başka hiç bir işe yaramadığını ve hatta işlerine geldiği gibi anlam yükleme cüretini gösterdikleri su götürmez bir gerçek.

Blog sitelerinde korsan maç yayını yapılıyor diye engelleme kararının alınması ve bu sıralar az önce bahsettiğim kelimelerin hala sakız gibi çiğneniyor olması beni iyiden iyiye zıvanadan çıkartıyor. Olayı hangi açıdan değerlendirsen elinde kalıyor arkadaş. Hangisine sinirlensem şaşırıyorum. Sosyal devlet olmaktan uzak, insan eşitliğine aykırı, her türlü sosyolojik ve toplumsal etiğe aykırı bir şekilde ücretli maç yayını yapılmasına izin verilmesi mi daha sinir bozucu, devletin yerine getiremediği bu işlevi sosyalist ve hatta anarşist yollarla yerine getirmeye çalışan insanların neden böyle birşey yapıyorsun diye yine devlet tarafından peşine düşülmesi mi, bazı çevrelerin bu duruma göz yumması dahası kralcılık yapmaları mı yoksa kendilerince buldukları kaynaklara yine kendilerince geliştirdikleri çözümlerle başta bahsettiğim sakız gibi çiğnedikleri ilkeler ve etiklerle uzaktan yakından alakası olmayan faşistçe kararları uygulamaları mı?

Blog sitelerinden maç yayını yapılıyor diye bütün blogların erişimini kapatmak (artık hatta kaçıncı kez yani) nasıl bir acizliktir Bunu görememek tanesi 10 numara olan gözlere sahip beni bile kayıtsız bırakıyor. Çok abartı bir benzetme vericem ama hakkıdır bence. Şöyle yapalım mı o zaman. İstanbul da şuç oranı gittikçe artıyor. O zaman herkesi hapse atalım. Çünkü dışarda suç var ya da ne bileyim daha yakın olsun bazı matbaalar korsan kitap basıyormuş o zaman bütün matbaa ve yayınevlerini kapatalım hadi. Dur dur hatta daha iyisi var Cumhurbaşkanı evinden korsan dvd den film izlemişti galiba hadi o zaman bütün dvd oynatıcıları toplatalım. Hatta cumhurbaşkanlığı köşküne kilit de vurulabilir. Böyle şuursuz böyle faşist bir mantalite olabilir mi arkadaş. Bir yandan da youtube un kapalı olduğu zamanlarda başbakan çıkıp ben evimden youtube girebiliyorum diye açıklama yapmıştı, böyle şeyler de vardı.

Her geçen sene daha özgür daha bağımsız olmaktansa daha gerileyen yani gelişmekte olan 3. sınıf bir ülkeden çok gerilemekte olan X. bir ülke statüsü sanırım daha doğru bizim için. Buna da şaşırmamak lazım. Keza Mısır Libya gibi ülkeler birşeyleri değiştirme çabası verirken yüzbinler sokağa dökerken biz sözde onlar için örnek ülke olarak (nesi örnekse) kendi inancımıza (?) tamamiyle ters düşen tanrısallaştırılmış(!) insanların cenazelerinde görebiliyor o yüzbinler. Onunda şekli hareketi niyeti zaten belli. Değinmeden de geçemiycem az önce bahsettiğim ülkelerin ki bunların hepsi müslüman ülkeler, bizi model ülke olarak görmesi zaten Devlet-i Aliye den bu yana var olan bazı özgür demokratik yapılar içinde bir takım insanların at koşturması ve bu durumu kendileri için kullanmasından kaynaklı bir şovdan öte birşey değildir. Ve hatta bu durumdan yararlanırken bu statüyü de koruyamadıkları için kendilerinin küçük gördüğü ülkelerce, aynı ülkelerin de örnek olarak baktığı yerden her geçen gün daha da gerilere düşmesi kaçınılmaz bir durumda.

Yine başa dönücem; Özgürlük bu yazıyı uğraşsız okuyabilmek, eğer okuyamıyorsak uzunca bir süre bu konu hakkında konuşmamızın boş, ama sürekli duymamızın kaçınımaz olması demektir.

Bu yazıyı okuyan (okuyabilien) halinden muzdarip okuyuculara sevgilerimle...

*ps: George Orwell ın 1984 kitabından da bir alıntı yapayı. Özgürlük 1+1=2 diyebilmek, 4 parmağını gösteren adama 4 parmağını gösteriyorsun diyebilmektir. 1949 yılında -anlayana!- demiş...


ek: bu yazıyı yazdıktan sonra ntvmsnbc den bugünkü yorum farkı programını izledim. İzlediğime sevindim.

16 Ocak 2011 Pazar

Mimar Başbakan RTE

Galatasaray Kulübü açıklama yapmış;
"TT Arena açılışında 200 kamera 40 adette polis kamerası kayıttaydı. Kayıtlar incelenecek ve protestocular stada bir daha alınmayacak."

Daha önce ön yargılı konuşmayıp (nedense) olayı Galatasaray Kulübüne mâl ederek yeni stad haberleri falan suni spor gündemi yaratılmaya çalışılıyor demiştim. Fakat olay ön görüp yazmadığım gibi sunî siyasi gündem yaratıp spor üzerinden siyaset yapmak, seçimler öncesi yeni oy kapıları aramak, yine "bakın neler yaptık" diyerek aslında hali hazırda hükümet görevi olan (ya da olabilecek olan) bir takım işleri, yaptık olduculuğa sürükleyerek bunun üzerinden prim kazanma hesabına döndürmekmiş. Burada kastım şu, bu stadı tabii ki Galatasaray Spor klübü yapabilirdi, Fakat o zaman devletin ileride ben burayı şu işim için kullanıcam deme gibi bir lüksü olmayacaktı. Hükumet bunu ben yaptım sana veriyorum diyerek hem kendi ihtiyacını karşıladı hem de bir taraftar kitlesini kendisine yancı çekmeye çalıştı. Bir de sanki normalde yapmaları gereken görev değilmiş gibi oraya şöyle metro getirdik şöyle yol yaptık gibi aciz açıklamalar yapıyolar utanmadan. Sorarım, toplu taşıma - ulaşım sağlamak (hatta bunu ücretsiz sağlamaktır aslı) yol kavşak yapmak kimin görevidir. Stadın olduğu yere metro yaptım diye övüneceğine bu zamana kadar hala metro götüremediğin yerler için utan ve görevini yerine getiremediğin için halkından özür dile.

Burdan Galatasaray taraftarını ve o gün orada protesto gösterisinde bulunan herkesi yürekten kutluyorum. Ucuzca tasarlanmış bu siyasi oyuna alet olmayıp, gösterilmesi gereken tepkiyi gösterdikleri için.

Başta bu duruma bu güne kadar gösterdiği faşist ve despot mizah anlayışından uzak eleştiriye tahammül edemeyen tepkileriyle aynı zihniyetteki çevresine önayak olan ve cesaret veren başbakan olmak üzere yüzyıllık taraftarını başbakanın arkasına sığınarak hiçe sayan Galatasayar Kulübü başkanını da kınıyorum.

Tek beklentim Galatasaray camiasının birlikteliğiini koruyup kulüp başkanına ve başka başbakan olmak üzere hükumete olan tepkisini sürdürmesi ve madem protestocular stada alınmayacakmış Mimar Başbakan ve çırağı Adnan Bey ile birlikte artık çevrelerini de alıp maçlarda onları bilmem kaç bin kişilik stadta yalnız bırakmaları. "Stada alınmayacaklar" gibi talihsiz açıklamayı yapan başkan koca camiayı hiçe saymış ve asıl terbiyesizliği yapmıştır. Aslına yapması gereken hareket belli ama onu yapıcak samimiyet zaten yok.

Ayrıca Başbakanın toplu açılışta sarfettiği "Stadın yapımında Galatasaray'ın bir kuruşu yoktur" a karşılık olarak "Sayın Başbakan seninde kuruşun yok" demek istiyorum. Cebinden para çıkarıp vermiş gibi ahkam kesmek nasıl bir hâddir. Stadın asıl mimarının kim olduğunu stad inşaatı sırasında proje mimarını nasıl kapı kapı süründürüp kredi aratıldığını ve tüm kapıların o şirkete nasıl bilinçli kapatıldığını ve bu sayede TOKİ' ye paslandığını bilmem snlatmaya gerek var mı. Ayrıca TOKİ ye paslanan bu inşaattan kimlerin cebine ne paralar girdiğini de bir açıklasa da başbakan bizde şeffaf bir siyaset görsek. Başbakan bu stad senin paranla ya da klübün parasıyla değil vergilerle devlet kasasına giren halkın parasıyla yapılmıştır. Senin buraya harcadığın para olmadığı gibi bu konuda atıp tutmaya da pek âlâ hakkın yoktur. Sen bu işten kazandığın paralardan bahsette onu bilelim.

Galatasaray taraftarını ve hatta tüm futbol severlerin desteklemeleri ümidiyle...



* ilgili haberin linki: http://www.ntvmsnbc.com/id/25171911/

** ayrıca destekleyici yazı için bkz:http://twitter.com/#!/kilicdarogluk

TAPDK ve RTÜK Bu Ülkenin Alınması Elzem Kötü Niyetli Tümörleridir

dayanamadım;

alkollü içeceklerin neredeyse her yerde yasaklanmasına ilişkin karar insanların alköl tüketimini azaltma, alköllü ürünlerin reklamını yapmama gibi amaçlardan çok, bir takım kişi ve grupları kaçakçılığa sevk etme, bazı kişilere yeni rüşvet kapısı yaratma, hadi en yasal olanından yeni vergiler getirip devletin halka verdiği üç kuruş parayı elinden alıp düzenleyici hükümetin yandaşlarına, yeğenlerine yedireceği yeni kapılar açması yeni rantlar sağlamasından ibarettir. hiç bir iyi niyet göstergesi görmüyorum.

muhteşem yüzyıl dizisine gösterilen tepkiyi yeni osmanlıcılık hareketi olarak görüyorum. bağımsızlık ve özgürlük duygusunun bünyelerine rahatsızlık verdiğini düşündüğüm ve gocunacak yarası olan eleştiriye mizaha tebessüme tahammülü olmayan köhne zihniyetli, kurmaca, kurgu, senaryo, sanat gibi olgulardan haberdar olmadığı gibi olabilecek en dar zihinle yapılmasına da karşı çıkan geri bir zihniyet olarak değerlendiriyorum. burda derdim elitist bir görüş belirtip geriye kalanları bunun dışında bırakıp yargılamak değil. herkes her konude bilgi ve birikime sahip olmaz zorunda değil. fakat bir toplumun özgürlüklerini ve yaşam tarzını ileriye taşıyamadığı gibi aksine geriye götürmeye çalışıyorsa ve kısıtlamaları destekliyorsa orada çok büyük bir sıkıntı vardır. korkutucu.
Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More